Gazze’de bir zamanlar öğrencilerin derslere yetişmek için adımladığı kampüs yollarında bugün savaşın izleri var. Amfiler, laboratuvarlar ve kütüphaneler yıkımdan payını alırken öğrenciler ve akademisyenler, ağır koşullar altında eğitimi sürdürmenin yollarını arıyor. Yıkılan binaların ardında yarım kalan dersler, kesintiye uğrayan araştırmalar ve geleceğe ilişkin belirsizlikler uzanıyor. Eğitimi yaşatma çabası ise yıkıntıların arasından yükselen bir soruyu beraberinde getiriyor: Bir üniversiteyi ayakta tutan nedir?

Gazze’de savaş koşulları altında eğitim ve bilimsel faaliyetlerini sürdürmeye çalışan öğrencilerin ve akademisyenlerin mücadelesi, bu soruyu yeniden gündeme taşıyor. İstanbul Medipol Üniversitesi tarafından Beykoz Belediyesi Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Bilim Kafe etkinliğinde, savaşın yalnızca fiziksel yapılar üzerindeki yıkıcı etkileri değil, akademik yaşamın devamlılığı, bilgiye erişim ve toplumsal hafızanın korunması üzerindeki sonuçları da tartışıldı.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bekir Berat Özipek’in üstlendiği panele Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan ve Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç konuşmacı olarak katıldı.

   Prof. Dr. Recep Öztürk  

‘’Üniversite Bir Atmosferdir’’

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk, Gazzelilerin ağır koşullara rağmen eğitim ve sağlık hizmetlerini sürdürme çabasına dikkat çekerek üniversiteler arasında dayanışma kurulması gerektiğini belirtti. Moderatör Prof. Dr. Bekir Berat Özipek ise, uluslararası toplumun sorumluluğuna değinerek yaşananları “Çevrim içi bir soykırım izliyoruz” sözleriyle değerlendirdi. Özipek, “Üniversiteyi üniversite yapan binalar değildir, üniversite bir atmosferdir” sözleriyle akademik yaşamın fiziksel yapılardan ibaret olmadığını vurguladı.

  Prof. Dr. Bekir Berat Özipek  

Gazze’de üniversite binalarının zarar görmesi, yalnızca dersliklerin ve laboratuvarların kullanılamaz hâle gelmesi anlamına gelmiyor. Eğitim ortamının ortadan kalkması; öğrencilerin akademisyenlerle bir araya gelmesini, araştırmaların yürütülmesini ve bilimsel üretimin sürdürülmesini de güçleştiriyor. Bu tablo, üniversitelerin yeniden inşasının yalnızca fiziksel yapıların onarılmasıyla tamamlanamayacağını; akademik kadroların, öğrencilerin ve bilimsel çalışmaların da desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

  Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi  

Gazze’den Haber Almak da Mücadeleye Dönüştü

Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Alrantisi, ailesinin Gazze’de çadırda yaşadığını ve bölgedeki zorlu koşullara rağmen insanların yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını anlattı. Alrantisi, dayanışmanın yalnızca sözlerle sınırlı kalmaması, somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Ali Büyükaslan ise uluslararası gazetecilerin bölgeye erişiminin engellenmesinin ve yerel gazetecilerin hedef alınmasının haber akışını etkilediğine dikkat çekti. Büyükaslan’ın değerlendirmeleri, savaş bölgelerinde gazeteciliğin yalnızca yaşananları aktarmakla sınırlı olmadığını; olayların belgelenmesi ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması açısından da kritik bir işlev taşıdığını ortaya koydu.

  Prof. Dr. Ali Büyükaslan  

Gazetecilerin bölgeye erişememesi ve sahadan gelen haberlerin kısıtlanması, yaşananların bağımsız kaynaklar aracılığıyla doğrulanmasını zorlaştırıyor. Görüntülerin ve haberlerin dolaşıma girememesi ise kamuoyunun olayları eksik bilgiler üzerinden değerlendirmesine neden olabiliyor. Böylece sorun, yalnızca haberlerin yayımlanamamasıyla sınırlı kalmıyor; yaşananların hangi bağlamda gerçekleştiğinin anlaşılması ve uluslararası kamuoyunun gelişmeleri takip edebilmesi de güçleşiyor.

Bu noktada medya, savaşın sonuçlarını görünür kılmanın yanı sıra bilgi kirliliğini önleme, iddiaları doğrulama ve olayları bağlamından koparmadan aktarma sorumluluğuyla karşı karşıya kalıyor. Gazze’de gazetecilerin çalışma koşulları ve bilgiye erişimde yaşanan engeller, savaşın yalnızca fiziksel alanı değil, haberin üretildiği ve kamuoyuna ulaştığı alanı da etkilediğini gösteriyor. Sahadan doğrulanmış bilgilerin kamuoyuna ulaştırılması, yaşananların belgelenmesi ve uluslararası toplumun gelişmelerden haberdar olması açısından önem taşıyor.

  Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç  

Bir Neslin Eğitimi, Bir Toplumun Sağlığı

Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Tokaç, 7 Ekim 2023’te başlayan saldırılar öncesinde Gazze’de 11 üniversite ve sekiz diğer yükseköğretim kurumu bulunduğunu, üniversitelerde yaklaşık 90 bin öğrencinin eğitim gördüğünü aktardı. Bu veriler, Gazze’de savaş öncesinde faaliyet gösteren yükseköğretim kurumlarının ve bu kurumlardan yararlanan öğrenci kitlesinin büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Bu veriler, savaşın eğitim ve sağlık alanlarında birbirini etkileyen sonuçlarını ortaya koyuyor. Üniversitelerin zarar görmesi, öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmesini ve akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını sürdürmesini zorlaştırırken sağlık kuruluşlarındaki yıkım, insanların sağlık hizmetlerine erişimini de sekteye uğratıyor. Eğitim ve sağlık altyapısındaki kayıplar, yalnızca mevcut ihtiyaçları değil, Gazze’nin gelecekte nitelikli insan gücü yetiştirme ve sağlık hizmetlerini yeniden güçlendirme kapasitesini de etkiliyor.

Üniversitelerin yeniden faaliyete geçebilmesi için dersliklerin, laboratuvarların ve kütüphanelerin onarılması kadar eğitim kadrolarının korunması, öğrencilerin öğrenimlerine devam edebilmesi ve bilimsel kaynaklara erişimin sağlanması da önem taşıyor. Benzer biçimde sağlık hizmetlerinin yeniden güçlendirilmesi, sağlık kuruluşlarının fiziksel olarak onarılmasının yanı sıra sağlık çalışanlarının görevlerini sürdürebilmesini ve gerekli tıbbi kaynaklara ulaşabilmesini gerektiriyor.

Bu nedenle Gazze’de eğitim ve sağlık alanındaki toparlanma, yalnızca binaların yeniden inşa edilmesiyle değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir mesele olarak öne çıkıyor. Fiziksel yapıların yanında insan kaynağının, kurumsal işleyişin ve bilgi üretiminin desteklenmesi, bu hizmetlerin kalıcı biçimde yeniden kurulabilmesi açısından belirleyici önem taşıyor.

Panel, Gazze’de akademik yaşamın yeniden güçlenmesi için dayanışmanın kalıcı ve somut adımlarla sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi. Etkinlikte öne çıkan değerlendirmeler, bir üniversitenin varlığını sürdürebilmesinin yalnızca binalarının ayakta kalmasına değil, eğitim ve bilim faaliyetlerini yaşatan insanların, kurumların ve imkânların korunmasına bağlı olduğunu bir kez daha gündeme getirdi.

Haberin kapak görseli yapay zekâ aracı ile üretilmiştir

Beyza Nur Sağlam , Zeynep Dilara Uçar , Alperen Güngör , Leen Maved · Akademik · 18 Ekim 2026, 19:01