Bir sabah telefonumuza gelen mesajlarla güne başlıyoruz, gün içinde merak ettiğimiz soruları yapay zekâya yöneltiyoruz, kimi zaman da bir metni düzenlemek için ona başvuruyoruz. Farkına bile varmadan günlük hayatımızın bir parçası haline gelen yapay zekâ, bir zamanlar geleceğin teknolojisi olarak görülürken bugün eğitimden iş hayatına kadar pek çok alanda karşımıza çıkıyor. Her gün kullandığımız bu sistemler sorularımıza yanıt verirken arka planda karışık veriler çalışıyor. Hayata yön veren bu yapay zekâ uygulamaları üniversitelerde tartışılan en güncel kavram haline geldi. Nitekim, Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesin'de yapay zekânın becerilerini keşfetmek adına açılış dersi düzenledi.
İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesinin gerçekleştirdiği “Yapay Zekâ Çağında Süper Güçlerini Keşfet” başlıklı etkinliğe alanında uzman Ahmet Serhat Uğurlu konuk olarak katıldı. CCR Group IT Direktörü Ahmet Serhat Uğurlu, yazılım mimarisi, yapay zekâ ve bulut teknolojileri alanlarında 20 yılı geride bırakan sektörel deneyime sahip. Aynı zamanda yapay zekâ tabanlı müşteri deneyimi platformu Agentify.cx’in baş mimarı ve teknoloji lideri olarak görev yapıyor. Sektörde “ yapay zekâ odaklı CTO” olarak tanınıyor. Ahmet Serhat Uğurlu etkinlikte, yapay zekânın gelişimini ve gelecekte oluşturabileceği değişimleri anlattı.
Yapay Zekâdan AGI ve Süper Zekâya
Uğurlu, konuşmasının önemli bölümlerinden birinde yapay zekânın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Amerika’da artık yalnızca AI kavramı değil, AGI (Artificial General İntelligence - Yapay Genel Zekâ) ve “Süper Zekâ” kavramlarının da konuşulduğunu belirtti. Bu değişim, yapay zekânın alanındaki gelişimin yalnızca yeni araçların ortaya çıkmasından ibaret olmadığını gösteriyor. Teknolojinin yetenekleri arttıkça onu tanımlamak için kullanılan kavramlarda değişiyor. Bugün gelişmiş kabul edilen bir sistem kısa sürede daha ileri teknolojinin gerisinde kalabiliyor.
ChatGPT Bir Arayüz, Asıl Teknoloji LLM
Yapay zekânın temelinde istatiksel öğrenmenin bulunduğunu belirten Uğurlu, ChatGPT’nin doğrudan yapay zekânın kendisi olmadığını ifade etti. ChatGPT’nin, kullanıcıların yapay zekâ teknolojisinden yararlanmasını sağlayan bir arayüz olduğunu ve arkasındaki temel teknolojilerden birinin Large Language Model (LLM) olduğunu aktardı. Bu ayrım, yapay zekânın günlük kullanımda görünen yüzü ile arka plandaki teknolojik yapı arasındaki farkı ortaya koyuyor. Kullanıcı açısından yalnızca bir uygulamayla etkileşime girmek söz konusu olsa da arka planda fazlasıyla veriyi işleyen ve sonuç üreten karmaşık sistemler bulunuyor. Bir aracı kullanabilmek kadar nasıl çalıştığını ve ürettiği sonuçların değerlendirilmesi gerektiğini bilmek de önem kazanıyor.

Yapay Zekâ Artık Sadece Cevap Vermiyor
Konuşmada öne çıkan konulardan biri de Agentic AI, yani görevlerini yerine getirebilen yapay zekâ sistemleri oldu. Uğurlu, yapay zekânın yalnızca sorulara cevap veren bir araç olmaktan çıkaran kendisine verilen görevleri gerçekleştirebilen sistemlere doğru ilerlediğini anlattı. Bu dönüşümü açıklamak için verdiği Sinema bileti olayı, ajan tabanlı sistemlerin çalışma biçimini somutlaştırdı. Kullanıcı yapay zekâya, “Yarın akşam sinemaya gideceğim. Eve yakın, bana bilet al.” dediğinde sistem yalnızca sinema önerisi sunmakla kalmayıp konumu belirliyor, uygun seansları araştırıyor, seçeneklerini karşılaştırıyor, ilgili internet sitelerine giriyor ve satın alma sürecini ilerletebiliyor. Uğurlu’nun canlı demoda, yapay zekânın tarayıcıyı açarak önerdiği seçeneklerini karşılaştırması ve kullanıcıyı satın alma ekranına kadar yönlendirmesi, teknolojinin verilen bir görevi adım adım yerine getirebildiğini gösterdi.
Kusursuz Sıradanlık Tuzağı
Üretilen içeriklerin mükemmel ama sıradan olma riskini “kusursuz sıradanlık tuzağı” olarak adlandıran Uğurlu, yapay zekâda kısa sürede teknik açıdan düzgün, estetik ve profesyonel görünen içerikler oluşturabiliyor. Ancak sisteme özel bir yönlendirme, renk kodu, tasarımı ya da özgün bir kimlik verilmediğinde yapay zekâ istatiksel olarak daha çok tercih edilen ve ortalama beğeniye hitap eden sonuçlara yönelebiliyor. Bu durum, ilk bakışta bir avantaj gibi görünse de aynı teknolojiyi kullanan insanların ürettiği içeriklerin birbirine benzemesine sebep olabiliyor. Böylelikle içeriklerin sıradanlığına yol açabiliyor. İçerik kusursuz görünse de özgünlüğünü kaybettiğinde değerini de kaybedebilir. En önemli noktada yapay zekâ çağında içerik üretmekten çok, farklı ve nitelikli üretmenin önem kazanacağı görülüyor. Yapay zekânın sunduğu imkanların yanında güvenlik konusunda etkinliğin önemli başlıkları arasında yer aldı. Guard Rail ( sınır koyma) ve prompt injection gibi kavramlara değinen Uğurlu, yapay zekâya yüzde yüz güvenilmemesi gerektiğini vurguladı. Teknolojinin doğru kullanılabilmesi için insan denetiminin de sürece dahil edilmesi gerekmektedir. Bu uyarı, yapay zekâ çok fazla gelişse de insanın değerlendirme ve kontrolünün önemini koruduğunu belirtiyor.
İşler Elden Gidecek Ama Yeni Alanlar Açılacak
Uğurlu’nun, “Hepinizin işini elinizden alacak, yüzde yüz. Ama bu bir şey ifade etmiyor. İş dünyası evrimleşecek, siz sürekli öğreneceksiniz, iş kolları çoğalacak.” dedi. Yalnızca mesleklerin ortadan kalkacağı şeklinde değerlendirilmemeli, asıl değişim iş dünyasının evrimleşmesi olacak. Bu dönüşüm, çalışanların sahip oldukları becerileri sürekli güncellemesini gerektirecek. Böylelikle yapay zekâ çağında mesleki gelişim belirli bir eğitim dönemiyle sınırlı kalmayacak. Sürekli öğrenme, değişen iş dünyasına uyum sağlayabilmenin temel şartlarından biri olmayı hedefliyor. Uğurlu’nun sunumunun sonunda gerçekleştirdiği canlı demoda yapay zekânın üretim kapasitesini ortaya koydu. Yapay zekâ ile bir yılan uygulaması geliştiren ve “dikkati Geri al” kampanyası için Instagram gönderilerini hazırlayan Uğurlu, teknolojinin yazılım geliştirmeden sosyal medya içeriklerine kadar farklı alanlarda kullanılabileceğini gösterdi.
Zeynep Erbek · Akademik · 18 Ekim 2026, 12:03



